Olağan Şüpheli görseli

Şansına münferit kalan bir başına,
Arar durur yazgısını alaca mehtabın ağzında,
Ne çare ki feza puslu ve öksesi hasmane,
Kim ki o pençeyi atan afitapın alnına?

Olağan şüpheli herbir ademin aklında,
Pek bi' şahsa münhasır bu yalnızlık aslında,
Heybetiyle düzenbaz, yancısıyla aldatan,
Dokunamaz, dokunur; konuşamaz, konuşur,
Gölgesi aşınmaz, yalnız hiç bırakmaz,

Tekmeler adımlarını ardıardına,
Buyruk başına ucu bucağı 5 karış uğruna,
Devasını bi' ses, bi' sohbette bulmaya,
Sanır ki şifası kalabalıklar arasında,
Hiç gelmemiş gibi anadan üryan buraya,
Bir sen vardın annenin koynunda,
Bir de nefes bahşeden gönlün sesi hatrında,

Bir başınaymış güya yol boyunca,
Kimseler yokmuş ne yanında ne de yadında,
Arşınladığı 5 karışın ardında,
Yalnızın yancısı da orada,

Ucu bucağı 5 karış yolun evveli,
Çıkmaz yolun sebebi,
Peki bu beyhude çabanın ederi?

-Metinhan

Devamını gör...

© Metinhan Murat İlhan

Süleyman görseli

Bir çift pati düştü parmaklıklar ardına,
Namı önden yürüdü kaplanmış babında,
Bilmiyor ki o artık dört duvarın arasında,
Ekmeği dahi kalmış aslanların ağzında,

Tekinsiz tekir hep balık kokar ağzı da,
Pek bi' meraklı,
Ne saklı o kehribarların ardında?,
Belki aklı hala mihrabı olan ağaç dalında,
Belki de düşlemiyor bir kap aştan başka,

Parmaklıkların ötesi ezeldenmiş aklında,
Acıkmış gerçi sığınmış gardiyanın avcuna,
Belki şifası saklı o avcun sonunda,
Belki de son akşam yemeğidir avcının avına,

Karnı şimdiyse tok,
Pençesiyse eline düştüğü kollarda,
Esaretini kancalayan o ellermiş ne de olsa,

Meğer o ki bir planı varmış aklında,
Rotasıysa postunun hemen altında,
Bakıyor yüreğinden uzanan yolların sonuna,
Biliyor ki onu hep sevecek yuvası ilelebet orada.

-Metinhan, 2025

Devamını gör...

© Metinhan Murat İlhan

Bir Aptalın Noktası görseli

Bugünün sonuna koyduğum,
Yarın ilk iş beni bekler,
Söyle gecenin berduş ayı,
Zaman niye bize zulmeder?,
Düşünmez yaşayanları,
Vade dolusu gözü yaşaranları,
Hiç mi duymaz mazlumun kor ahını,

Söyle sen değilsen kim bize zulmeden?,
Gel zaman git zaman, geldi vaktin söz hakkı,

Budalaymış varolan, özüne sürekli köz ekler,
Biteni pek dinlemez, üstüne bi’ de laf ister,
Duydum hep olanları, had bilmez hesapları,
Sen döşedin oğlum, buraya seni getiren taşları,
Oturur hala burada, utanmaz ister iki öğüt,
İyi aç o zaman o kulakları, anca alırsın varoluşun bu anlamı,

Kötürüm akıl kaçırır, anı değerli kılanı,
Benim yönüm tek, seninse her yanın,
Dön bak bıraktığını sandıkların,
Arzetsin zalimler prangası,

Gözler oldu fal taşı,
Kaşların kızgın hatları,
Bilmem dolup, taşanı,
Kızgını kor tutanı,
İşin doğrusu unut derler,
Nasıl dersin, kolay gelsin,
Bilen varsa şöyle gelsin,
Bilmezler ki, kör gönlü bilenenler,
Kimilerini dinlerler?

Karnın sancısı alıkoyar,
Akla anca varanı,
Gizliden saklı kalamamış,
Dünden izi kalanı,

Günleri sayınca geçer dedi, (aptal)
Sandı peşinde değil kaçtıkları,
Yokmuş eşi yerine koyamadı, (aptal)
Düşlerin is tutan planları,

Son çaresi noktayı koymak mı?,
Ya da dönüp geriye bakmaktı,

Tercih yaptı aptal, düşündü yarınları,
Dönüp baktı ardına gördü geçmiş günahları,

Derken hepsi bir benim mi başıma?
Birden düştü dehşetin sahipsiz avcuna,

Sardılar dört bir yanı,
Koştu ardı ardına,
Güya bir bitiş çizgisi uğruna,
Pes mi ediyor yoksa, pardon çok yorulmuş olmalı,
Yetişin hızırım hatıralarım, suyun ta en altındayım,
Dönüp gördü kovalayanı, pek yakın simaları,
Yakasından kavradı geçmişin simsarları,
Son düzlükten bağırdı, yetişin nidaları,
Yetişti yaralı parmağa korkunun tüm paydaşları,

Varırken avcun sonuna beklediğini de bulamadı,
Görünce gökte aradığı bi’ bankta,
Yanaştı tırsak ürkek yanına,

Bir paranoyanın ürünü orada, ne arıyorum lan ben burada?
Ahmak herif anlamadı, vardı döngünün başına,
Farkedince düne koyduğu nokta bugünün de başı,
Bu baş çok tanıdık, acaba bunlar kimin bakışları?

Otur dedi konuşalım aptal
Söyle dedim malumum nedir, abdal?
Başlayınca ağzı lafa, vardım dehşetin vahına,

Vardın yolun başına, sakladığın en sonlara,
Kafam karıştı abdal, birazcık yavaştan alsana,
Kulaklarını açsana, doğru bildiklerini unutsana,
Ufku göremiyor gözlerin, düşünmez mi hiç özlerin?

Kapı ki hemen aralık şurada,
Varıp gitsen ya gördüğün tüm yollara,

Göremedim abdal,
Yoksa ben miyim tek o aptal?,
Burada akıllı yok, aptal;
Duysana olanları,
Sana, bana yapılanları, kördüğüm olanları,
Peki yüzümdeki izlerin izanları?
İzansız ezeldendir burada, izanlar ise yalnız yolunda.

Açtım kapıyı, araladım; baktım abdal yanı başımda,
Adımlarım, doğmaz sandığım güneşin alnına,
Şafağın şahidi bugün ilk kez ufkumda,
Baktım tekrar yanıma, abdal meğer yok aslında,

Anladım hayatımın yol ağzında,
Aptal bundan sonra hep yolunda.

-Metinhan

Devamını gör...

© Metinhan Murat İlhan

Aklın Zoru görseli

Sıkılgan gergin halleri,
Olmuş başa ayak bağı,
Pişmiş aşa düşen aklı,
Baştan alayım,

Peşindeler, kapının eşiğindeler,
Dün geldiler, yarını beklerler,
Belki bir sapağın ardı,
Belki de gecenin şafağı,
Kurtuluşudur anahtarın,

Salı pazarı,
Çarşambaya çarşı,
Perşembe de hemen ardı,
Peki şimdiye ne kaldı?

Sakınganın sanrı,
Sandı geçmez zamanı,
Durmuş zamanın tek harcı,
Tanıştırayım, bendeniz,
Boş işler ustası,
Hoş düşler marabası,
Geçmiş alıntılar hammalı,
Peşimdekilerse,
Prangalar şürekası,
İç güçler maşası,
Muhterem aklın zoru,
Gölgem yancısı,
Yakıtları korku,
Depoları dolu,

Peşimdeler, kapının eşiğindeler,
Dün geldiler, yarını beklerler,
Belki bir sapağın ardı,
Belki de bir gecenin şafağı,
Kurtuluşudur anahtarın,

Zat-ı muhterem,
Aklımın zoru,
O zaman sana tek soru,
Zorun bi' benle mi?

-Metinhan, 2025

Devamını gör...

© Metinhan Murat İlhan

Orman görseli

Mumlar dikilir,
Hayaller kurulur,
Üflenen umutlar büyür ve yeller oluşturur
Yelin getirdikleri bazen bir çiçek, bazen bir orman,

Bazen dumanı tüten ormanın sebebidir taşıdığı korlar,
Harlar odunu, yaprağı ve umuda dair her türlü tonu,

Yanmış toprak kokusu,
Bırakmış ormanın şarkısı yerini köz dalların çıtırtısına,
En kızılca güneşin ardında,
Hemen orada,
Alaca vakti, gün doğumunda,
Yine bir kuş cıvıltısı,
Ve yine yeniden kurulan hayaller.

-Metinhan, 2024

Devamını gör...

© Metinhan Murat İlhan

Yalancı görseli

Bir vakit varmış,
Mumun vadesi kadarmış,
Bir adam varmış,
Tek yüzüğü kadarmış,

Bir vakit gelmiş,
Mumlar eriyip, tükenmiş,
Adam hala burada,
Meğer gemicikleri beklermiş,

Bir vakit geçmiş,
O yatsı hiç gelmemiş,
Adam gitmek nedir bilmezmiş,
Sadece bir saray istermiş,

Zıt tezahürlerinin ardında,
Mağdurmuş o hep aslında,
Ne istesek karşısında,
Yemediğiyse arkasında,

Kaşları hep çatıkmış,
Bize de pek bi' karşıymış,
Tek yüzüğünü satmış,
Aslan postuna sarılmış,
Peşine bir sürü takmış,

Aslan ekmeğinin ardında,
Yalan yuva yapmış ağzına,

Derdi ne ola ki acaba?
Aslı çürük olanın,
Dermanı para mı yoksa kötek mi ola?

-Metinhan, 2025

Not: Bu şiir tamamen hayal ürünüdür, şiirde bahsi geçen olayların gerçeklikle alakası yoktur. Gelecekte yalancı olduğunu düşündüğüm bir insanla karşılaşırsam kendisine ithaf ederim o ayrı. :)

Devamını gör...

© Metinhan Murat İlhan

Şakayık Özel